Güncellemek için aşağı sürükleyin

Mitoloji 10 Tem

Philemon ile Baukis'in Sonsuzluğa Kök Salan Aşkları

Efsaneye göre, Philemon ile Baukis’in sonsuzluğa kök salan aşklarının öyküsü güzel ilimiz İzmir’in Bergama ilçesinde filizlenmiştir. Derinlere daldıkça vurgun yiyen aşklar gibi değil bu yaşlı çiftin sevdası, dillere pelesenk olan şarkılar gibi dolaşıp duran türden dilden dile...
Philemon ile Baukis'in Sonsuzluğa Kök Salan Aşkları

Philemon ve Baukis

Philemon ve Baukis çifti, uzun ömürlerini fakir ama gururlu bir şekilde geçirir. Tanrıların tanrısı Zeus, bu erdemli çifti duyar ve günlerden bir gün bu fanileri ziyaret etmek için habercisi Hermes ile birlikte Olympos Dağı’ndan yeryüzüne iner. Tanrı kostümlerini yüce dağ Olympos’ta bırakırlar ve insan görünümünde giderler ölümlülerin yanına…

Zeus bu dönemde neredeyse ölümlüleri yok etmek niyetindedir, ölümlülere son bir şans daha vermek ister. Daha önceki faniler ile ilgili deneyimleri pek hoş olmadığından, bu yaşlı çiftin anlatıldığı kadar iyi ve erdemli olup olmadıkları konusunda şüpheleri vardır.

Philemon ile Baukis'in Sonsuzluğa Kök Salan Aşkları

Zeus'un Ziyareti

Bergama’ya Philemon ve Baukis’in yaşadıkları fakirhaneye yaklaşırken birkaç evin kapısını çalarlar. Zeus, hislerinde yanılmamıştır. Üstü başı eski yorgun görünümlü bu iki seyyaha kimse hoşgörülü davranmaz ve hatta çaldıkları kapılar kabaca kapanır yüzlerine…

Sonunda Philemon ve Baukis’in fakirhanelerine ulaşırlar; kapılar misafirperver bir şekilde açılır yüzlerine, güleryüzle karşılanırlar. Kapıyı oldukça yaşlı bir kadın açar ve buyur eder bu iki zavallı seyyahı. Belli ki yol yorgunular, aç ve susuzlar… Has Anadolu insanı bunlar… Sorar mı kimsin, necisin diye; buyur ederler gönül sofralarına, bölerler ellerinde yalnızca bulunan iki parça ekmeğini.

Yorgun seyyahlar içeri girince en az kapıyı açan kadın kadar yaşlı bir adamlar karşılaşırlar. İhtiyar, tanrı misafirlerini buyur eder. Onlara sunacak bir koltukları bile yoktur, bu yüzden misafirlerinden bağışlanmayı dilerler. Soluklanmaları için baş köşedeki eski püskü yamalı ama bir kadar da temiz minderleri verirler. Yaşlı çift birer kütük alır ve konuklarıyla sohbet etmeye başlarlar.

“Adım Baukis” der ihtiyar. “Bu da karım Philemon. Ömrümüzü paylaşalı kaç yıl oldu ben sayamadım. Altmış, bilemedin yetmiş sene vardır belki. Kendi yağımızda kavruluyoruz. Biz bizeyiz, ne hizmetçimiz var ne efendimiz. Ömrümüz hep birlikte olsun dileriz.”

Philemon ve Baukis'in Sofrası

İhtiyar konuşurken kadın ocağa halihazırda bulunan kuru dallar ve yapraklar atar, güçsüz nefesiyle ateşi harlamak için ocaktaki külleri üfler. Biraz sonra yaşlı kadın üç ayaklı bir masa çeker ortaya. Misafirlerine taze naneler, hindibalar, kızılcıklar koyar, birkaç çeşit zeytin, ocakta yavaş yavaş pişmiş yumurtalar, taze peynirler getirir. Şaraplar ikram eder. Varını yoğunu koyar sofraya.

Aç, susuz ve yorgun misafirler ikram edilenleri yiyip içtikçe, yaşlı çiftin yüzlerinde güller açar. Fakat ihtiyar aynı zamanda hayretler içerisinde şarap testisine bakar durur. Misafirlerin şarap çanaklarına şaraplar her ne kadar dökülürse dökülsün, testi içindeki şarap hiç eksilmez. Misafirlerinin onuruna varolan tek kazlarını da kesip sofrayı şenlendirmek isterler, fakat kaz Philemon ve Baukis'ten daha hızlı olduğundan kazı bir türlü yakalayamazlar. Yaşlı çift kazı yakalamak üzere sıkıştırdıkları sırada, tanrılar kazın hayatını kurtarmak için kimliklerini açıklarlar. Yaşlı çiftin gerçekten de anlatıldıkları kadar iyi ve erdemli olduklarını ve onları misafirperver bir şekilde ağırladıklarını söylerler.

Olympos Dağı Ziyareti

İhtiyarları tanrıların yaşadığı Olympos Dağı’nın tepesine davet ederler. Yorgun bacakları ve ellerinde bastonlarıyla takılırlar tanrıların peşine. Tepeye vardıklarında yaşadıkları şehrin sular altında kalmış olduğunu ve yalnızca kendi evlerinin ayakta sapasağlam kaldığını görürler. Bu, Zeus’un kötü kalpli ve konuksever olmayan ölümlülere verdiği cezanın bir yansıması olarak vuku bulur o şehirde. Yaşlı çiftin fakirhaneleri de bir tapınak oluvermiştir.

Philemon ile Baukis'in Sonsuzluğa Kök Salan Aşkları

Dallar ve Yapraklar...

Yaşlı çifte “Dileyin ne dilerseniz.” der tanrıların tanrısı Zeus. Yaşlı çift bir süre aralarında konuştuktan sonra “Ömrümüz ömrümüze değdi on yıllarca, dileriz ölüm ayırmasın bizi hiç.” derler.

Dilekleri anında kabul ediliverir. Yaşamlarının geri kalan günlerinde tapınağa bekçi olurlar. İyice belleri bükülünce, tapınağın merdivenlerine oturup eski günleri yad ederler hem mutlu hem de muazzam bir özlemle…

Birden her ikisi de yapraklarla kaplanıvermeye başlar. Son sözlerini güçlükle söylerler:

“Elveda, canımın canı sevgilim, elveda…”

Vücutları tamamiyle dallar ve yapraklarla kaplanır ve aynı kökten bir ıhlamur ağacına dönüşüverirler…

3 Puan

Benzer gönderiler

Mitoloji 13 Tem

Antik Yunan Şairi Hesiod’un Işığında Mitolojik Tanrıların Doğuşu ve Zeus’un Baş Tanrı Olma Yolundaki Büyük Savaşı

Tanrıların doğuşu ve Zeus’un baş tanrı olma efsanesi gibi birçok efsane, ünlü antik Yunan şairi, Yunan didaktik şiirinin babası Hesiod’un milattan önce 700’lü yıllarda yazdığı Tanrıların Doğuşu (Theogony) adlı didaktik şiir kitabında anlatılmaktadır. Eser, antik çağ inanışına göre antik Yunan tanrılarının nasıl varolduklarını ve evrenin ve dünyanın

2 Puan 0Yorum