Güncellemek için aşağı sürükleyin

Kitaplar 13 May

Müntehir Şair: Kaan İnce

1992, Kadıköy / Ümit oteli, Saat 05 suları…

2 Şubat 1970 tarihinde Ankara’da başlayan hayatına Ağustos 1992 yılında üç nokta koyan İnce, aynı zamanda o gün çok istediği kitabına kavuşmuştu.
Kadıköy’de bir otel odasından atlayarak intihar ettiğinde henüz 22 yaşında olan Kaan İnce, şiir yazıyordu ve basıma hazırladığı bir kitap dosyası vardı. Yaşamın kederli renkleri eline yüzüne bulaşan genç şair, arınmak için çok çabalasa da; dünyanın tüm arka bahçelerini* gördükten sonra hayatına son verdi.

Dik durmak için elinden geleni yapan fakat hayatını sırtında bir kambur gibi taşıyan İnce, çeşitli dergilerde yayımladığı şiirlerini kitaplaştırmak için İstanbul’a gelmişti. Otel odasında heyecanlı bir bekleyiş içerisinde olan şair, belki de tek yönlü biletine kavuşmak için sabırsızlanıyordu.

Sabaha karşı 5 sularında çalan telefonuyla kitabının basım için onaylandığını öğrendi. Gizdüşüm adlı kitap dosyasını bir yayınevine teslim etti ve 11 Ağustos sabahı çıktığı pencereden gülümseyerek aramızdan çekildi. Otelin 4. Katında, denize bakan bir oda tutan Kaan, aslında intihar komandosu gibi hazırlamış kendisini bu ana. Sabaha karşı kendisini boşluğa bırakan şair, tüm insani iç güdülerine rağmen korunma iç güdüsünden uzaklaşarak; sırt üstü atlamış. Sırtüstü atlayan Kaan’ın bedeni olması gereken yerden çok daha uzak bir alana düştü. Çünkü Kaan, sırt üstü atlamakla kalmayıp; aynı zamanda sıçrayarak atlamıştır. Tıpkı penceresinden denize atlar gibi atlayan Kaan, atladığı denizin kıyısında da boğulmuştur.

Geride yalnızca ona ait şiirler, birkaç tane fotoğraf ve yaşanmışlıklar bıraktı.
Şairin hayatına ışık tutan şiirlerden birisi olan “Yaşama Sebebi” intiharına bambaşka bir anlam katan unsurlardan birisi.

Yaşından ötürü zamansız bir ölüm olduğunu düşünsek de, esasında zamansız ölüm yoktur; erken ölüm vardır. Ölümle gençlik baharında kovalamaç oynadığımızda; bazen ölüm yakalar bizi, bazen de biz ölümü. Kaan ölümü yakalayanlardan mıydı, yoksa ölüm tarafından yakalananlardan mı bilemiyorum.

Hayatın varoluşsal sancıları, yaşamaya değer olup olmamasını bir kenara bırakırsak; sırtımızda kambur gibi taşıdığımız aşikardır. Kamburunun altında ezilen Kaan, şiirlerinde çocuksu serzenişlerde bulunsa da; bir ihtiyar kadar ölüme yakın.
İntihar edeceğinin sinyallerini tıpkı Özge Dirik gibi şiirlerinde ölüm teması işleyerek veren Kaan İnce, bütün duygularını son ses yaşayan fakat hayata bir türlü dahil olamayanlar arasında kendine yer buldu.

1 Puan
  • 15 May

    Hepimizin kaygıları var hayatta. Yaşamak istedikleri, yaşamamak istedikleri… Yaşayamama ihtimalleri. Tüketim çağı diye boşuna demiyoruz ya. Tüketiyoruz; hayatları tüketiyoruz, kendimizi tüketiyoruz. Var olmak adına çabalanıp endişeye düştüğümüz her dakika yok oluyoruz. Bazen gözümüzün önünde duran şeyleri bile arıyoruz. Ben buradayım diye bağıran kendimizi bile. Beklentilerimizi kaygılarımızla yoğurup asıl isteklerimizden uzaklaşıyoruz. İşte bu noktada kendi bağırışıma kulak vermeme sebep olan biriyle tanıştım yakın bir zamanda; Kaan İnce. Kendinden uzaklaşmamış, isteklerini çok iyi bilmiş Kaan İnce. Bu yüzden hayattan uzaklaşmayı tercih etmiş, kendini tamamlayarak.
    1970 yılında doğdu Kaan, 1986 yılında yeşermeye başlayacak şiir tohumlarıyla beraber. Üniversiteye hazırlanırken Türkçe öğretmeni sayesinde içinde hali hazırda bulunan edebiyat tohumlarını sulamayı başladı. Kim bilebilirdi ki o tohumların dilek ağacına dönüşeceğini. Ve yapraklarında tek bir dilek: Kitabının yayımlanması. Ve Kaan huzurla ilişecekti o görkemli ağacın köküne; gerçekleşen dileği dünyada, kendisi ağacın toprağında kalacaktı.

    “usulca giderim güneş gibi batı yakasından bu kentin, zaman kıskacı altı köşeli”- KA N, İzlek Yayınları

    Kitabını bastırmak için İstanbul’a gelmişti İnce, içindeki durmadan büyüyen ağacı durduramıyordu. Ümit Oteli’ne gelmişti Kaan. Bir haber bekliyordu, özgürlüğüne ve içindeki ağacın dibini son kez sulamasına kalan zaman bir haber uzaklıktaydı. Gelmişti beklenen haber, yayımlanıyordu Kaan’ın kitabı. O hissettiği huzura benzer bir huzur daha önce hissettim mi diye soruyorum kendime. Yanıtım kesin, hissetmiş olamam. İçindeki ağacın son nefesinin bütün nefeslere nazaran daha kuvvetli ve hayat dolu olduğunu sadece tahmin edebilirim. Ölümün hayat dolu yanını…

    Kaan tek isteğine ulaşmıştı, yayımlanıyordu yazısı. Onu bu hayata bağlayan bir şey yoktu artık. Ümit Oteli sessiz duvarlarla izliyordu onu. Bir yaprak kadar hafif şekilde bıraktı adağı kendini İnce. İsteğinin olduğu yapraklar havada süzülürken, ağaç kökleri ile yerde nefessiz yatıyordu.

    “Yarım kalmış acılar denizi pencereme konardı geceyle, savrulurdum. Gözyaşı kokusuyla dolu bir kuğu, zamanın sonuna kalkan, sürgünümdü; göz mavisi duman, sessizliğim. Aktım ölü denizkızıyla gökkuşağı saklı mektubun içine, pulumuz rüzgar oldu, postamız güvercin.”-Gizdüşüm

    Kaan İnce’yle tanışınca düşündüm hayatımı, Kaan istediği için kitabını yayımlamak istemişti. Kaan, içerisinde olanları saklamamak için yazmayı istemişti. Kaç kişiye ulaşacak, kaç kişi beğenecek diye değil. O, kurumuş kökleri ile yerde cansız yatıyorken bir yerde onun kitabı yayımlanıyordu ya, hayatın ücra bir yerinde de olsa -toz tutmuş bir kütüphanede, hiç açılmayan bir koltuğun altında- var olacaktı. İşte önemli olan nokta buydu. Kaan İnce, var olmak istemişti; kaç kişinin hayatında var olacağının önemi yoktu.

    -Zehra Demirsan

    0 Puan

    Benzer gönderiler

    Kitaplar 27 May

    Sigmund Freud Bağlamında Franz Kafka “Dönüşüm” İncelemesi

    Psikanalitik Kuram’ın yazarı Sigmund Freud, bireyin çocukluk döneminde yaşadığı sorunların yetişkinlik evresinde birçok probleme yol açtığını ifade eder. Pozitivist bakış açısıyla, Franz Kafka’nın el yazması yazılarından, günlüklerinden, mektuplarından anlaşılana göre babasıyla devamlı olarak bir çatışma halinde olduğu aşikardır. Yakın arkadaşı Max

    26 Puan 4Yorum
    Kitaplar 29 May

    Epik Tiyatro Bağlamında “Cesaret Ana ve Çocukları” İncelemesi

    Bertolt Brecht tam adıyla Eugen Berthold Friedrich Brecht, yirminci yüzyılda yükselişe geçen Epik Tiyatro ile özdeşleşmiş Alman bir yazardır. Brecht “Epik Tiyatro” ile okuyucusuna eleştirel bir bakış açısı kazandırarak değiştirilemeyecek gibi görünenin değişebileceğini, aşılamayacak engellerin aşılabileceğini göstermeyi amaçlamıştır. Epik Tiyatro’n

    32 Puan 10Yorum
    Kitaplar 16 Tem

    Edebiyat Dünyasının Paylaşılamayan Kadını: Tomris Uyar

    Tomris Uyar kimdir? Tomris Uyar (asıl adı Rana Tomris Gedik), Türk öykü yazarı, gazeteci ve çevirmendir. 1941 yılında İstanbul’da doğmuş ve avukat olan anne ve babadan dünyaya gelmiştir. 1960 yılının ortalarına kadar öyküler, çeviriler, günlükler ve edebi eleştiriler yayınlamıştır. 1963 yılında Gazetecilik bölümünden mezun olmuş ve yazar ve çevirme

    2 Puan 0Yorum