Güncellemek için aşağı sürükleyin

Blogio'ya Sor 9 Haz

Çocukken çıkardığınız en büyük rezalet neydi?

5 Puan
  • 11 Haz

    Ben hep misafirliğe gittiğimde çığrından çıkan yaramazlık yapan bir kızdım. Bir gün yine dayımlara gittik kuzenlerimle oyun oynuyoruz yaramazlıklar falan, çok ses oluyor diye yengem hepimize arka odaya gidin orada oynayın sesiniz çok geliyor dedi. Hepimiz arka odaya gittik. Ben tabii hiperaktifim ille de eğlenceli bir oyun olacak ışıkları kapatıp mum yakalım üç harfli falan çağıralım dedim ortaya da bardak çevirdik koyduk. En küçüğümüz 5 yaşlarındaydı o zamanlar ben de 8 yaşındaydım. Ruh çağırmaya başladık ey ruh geldiysen 3 kere vuuur deyip gizlice masaya tıklatıyordum. Bir ara kendimi öyle kaptırmışım ki ben de geldiklerine inandım. Korkudan masaya çarptı kuzenim bağırdı mum kilime döküldü küçük kuzenim korkudan içeri kaçtı. Ben hemen mumu kaldırdım allahtan kilim yanmamıştı ama mumun eriyen kısımları hep kilime akmıştı. Halıyı ters çevirelim anlamasınlar dedim çevirirken ne göreyim kuzenim altına işemiş kilim ıslanmış. Kilimin çift tarafı da altı da üstü de şansımıza aynıydı. Hala daha merak ederim yengem kilimini batırdığımızı anladı mı diye

    2 Puan
    • 9 Haz

      2009 senesinde, ablamın kocaeli üniversitesinde ki mezuniyet törenine katılmak üzere yola çıktık, Metrobus ile Söğütlücesme, oradan tren ile herekeye gideceğiz plan bu. Sabah erkenden kalktık, Metrobuse yakın bir yerde poğaça simit falan yedik, yağlı yağlı gömdük valla sabahın köründe acımadan. Sonra Metrobuse bindik, kalabalık tabiki, ayaktayız. 4-5 durak sonra benim midede bir hareketlilik başladı, bu hareketlilik aslında hayatımda yaşayacağım en büyük rezaletin habercisi gibiydi ama ben çok aldırış etmedim, geçer birazdan dedim, geçti mi? Geçer mi, geçmedi tabi ki, aksine her geçen durakta daha da ileri bir seviyeye taşındı, o zaman ki adı ile boğaz köprüsüne yaklaştığımızda artık zivadan çıktı, ama çocukluk işte kakam var diyemedim kalabalık metrobuste, çünkü annem sesli bir şekilde söyleyip beni rezil eder diye korktum.. Aklımda bir tek şey var; Söğütlücesmede inip en yakın tuvalete koşmak. Ben aklımda bu planları yaparken sindirim sistemimin de bir planın olabileceğini es geçtim. Metrobus boğaz köprüsüne geldiğinde benim tüyler diken diken oldu, manzaradan değil haa, cırcır olmuşum ondan, tam köprünün üstündeyken daha fazla dayanamadim ve ufak tefek çıkışlar başladı.. Sindirim sistemim diskilamak için inanılmaz bir manzara seçmişti kendine, o mutluydu ama ben.. Neyse Boğaziçi durağına geldik anneme anlattım durumu, apar topar indik, indik ama ben bir yandan devam ediyorum işleme. O zamanlar Boğaziçi durağının arka tarafı boş ve eğimli bir araziydi ve süs bitkileri falan vardı. Bu arada söylemeyi unuttum, hayatımda ilk defa o gün beyaz pantolon giymiştim, törende şık olmak için.. Neyse ben hemen annemle beraber o çalılara doğru hareketlenmistik ki; daha fazla direnemedim bu baskılara ve akışına bıraktım, boğaza nazır hem de.. Benim beyaz pantolon, ayakkabı falan battı gitti tabi. Buraları kısa kesicem, bol ıslak mendil tedavisi ve su falan filan.. Ablamın yanında kendi için yedek getirdiği iğrenç bir eşofmanı giydim, ama giysen ne nafile o koku çıkar mı üstünden, hele ki o sıcakta, ve daha gidilecek 50 60km yol var. Neyse işlem bittikten sonra tekrar Metrobuse bindik, oturanlar, halimden benim hasta olduğuma kanaat getirmiş olacaklar ki bana yer verdiler. İnsanlar çevremden uzaklaşmaya başladılar, anladılar tabi mevzuyu. Neyse sağ salim Söğütlücesmeye geldik, trene bindik. Ben tabi en kötüsünü anlattığımı düşünüyordum ama resmen göklerden gelen bir karar vardı o gün, bütün şanssızlıklar ardı ardına beni buluyordu, bu sefer ne oldu dersiniz? Tren bozuldu.. Hava 35 derece ve trenin kapılarını açmıyorlar, sıcaktan ve kendi kokumdan öyle bir midem bulandı ki artık trenin ortasına kustum (lan yazdıkça hayret ediyorum ben ne yaşamışım ya) tabii ondan sonrası kaos zaten, su verenler peçete uzatanlar, kokudan kacisanlar falan, rezillik üstüne rezillik. Neyse bir süre sonra kapılar açıldı, kapıdan sarkittilar beni yüzümü falan yikadilar Pet şişede ki sular ile,yer verildi gene, oturdum uyuma numarası yaptım herekeye kadar. Herekeye varınca ablamın kız arkadaşının evine gittik, orda banyoya girdim temizlendim, annemler mağazadan yeni kıyafetler ve ayakkabı alıp getirdiler onları giyindim. Sonrasında daha büyük bir rezalet yaşanmadı çok şükür, törene gittik, gezdik falan filan. Dönüş yolu için çok tedirgindim ama beklediğim gibi olmadı sorunsuzca eve döndük, eve dönünce tekrar banyoya girdim ama hayatımda ki en güzel banyoyu yaptım, duş başlığını öpe öpe böyle. 11 yıl geçti, 20 yaşıma girdim ama o günü hiç unutmadım, hayatım boyunca yaşadığım en büyük rezaletti ve bir çok kişi de buna tanık oldu.. Umarım benzer bir durumla daha karşılaşmam, Allah düşmanımın başına vermesin.. Bu arada bu olayı arkadaşlarıma bile anlatmadım hee, ilk defa burada bütün çıplaklığıyla anlatıyorum kıymetimi bilin, ve benim kadar cesur olup kendi hikayelerinizi anlayacağınızi umuyorum

      2 Puan
      • 9 Haz

        İğrendim ama okudum da (şuraya şöyle bir kusma emojisi bırakıyorum)

        1 Puan
      • 10 Haz

        Sürekli evden kaçardım. Evin biraz uzağında da tren yolu vardı, geçen trenleri izlemeye daha doğrusu kendimi önüne atmaya giderdim. Her yerde beni ararlardı, curcuna olurdu tabii. Sonra ölümle yaşam arasındaki ince çizgiden döndürülürdüm. O zamandan yaşamaya hevesli değilmişim hahahahahahaha

        1 Puan
        • 9 Haz

          Bizim zamanımızda düğünler, düğün salonlarında olurdu ve bol bol çocuk olurdu. Düğün salonları da yaramaz bir çocuga cennet gibi gelirdi. Ben ve bir kaç kuzenim de bu yaramaz çocuklar ekibindendik, her düğünde mutlaka bir vukuatimiz olurdu, düğünlerden sonra, gelin ve damattan çok biz konusulurduk. Senesini hatırlamıyorum ama en az 15-20 yıl olmuştur ; gene böyle bir akraba düğününde, her zaman olduğu gibi simariyoruz hop oraya hop buraya zıplıyoruz, salonun içine ediyoruz. Manisa/ Soma’da 2 katlı bir düğün salonundayiz, yani yaramazlık yapmak için müthiş bir yer. Düğünde yere atılan paralardan toplayıp civarda ki bir bakkaldan kibrit almıştık o zaman sanırım bir kibrit kutusu 150 bin lira idi. Düğün salonunda kimsenin olmadığı, en uzak masayı kendimize seçtik, masanın altına girip kibritler ile oynama başladık. Masalara ikram olarak verilen kuru pasta ve meyve sularının boş kaplarıni alıp masanın altında yakmaya çalıştık, beceremedik, sonra çok zeki kuzenim kumaş tarzı bir şey attı boş plastik bardağın içine kumaş bir anda parladı ve yere kadar uzanan masa örtüsünü tutuşturdu, çocukluk aklıyla korkup kaçtık hemen, masanın üstünde ki kumaş tamamen alev aldı ve plastik masayı tutuşturdu, en son gördüğüm masa eriyip yere akıyordu... Ondan sonra olanlar oldu zaten çığlıklar, kacismalar falan, neyse kimseye bir şey olmadan ateş söndürüldü ama olayın faillerinin bizim olduğumuzu anlamaları da çok uzun sürmedi.. Kuzenlerim ile birlikte düğün salonun ortasında kameralar kayıtta iken sağlam bir dayak yedik ama öyle böyle bir dayak değil, işin kötüsü bu olayın görüntüleri hala kuzenimden mevcut durumda, arada açar izleriz.. Çocukken çıkardığım en büyük rezalet bu, az daha düğün gecesi bütün akrabalarımı cayır cayır yakacaktm vallahi

          1 Puan
          • 15 Haz

            Cipslerin içerisinde taso var mı yok mu diye eze eze bakardım. Bir gün yine bakkala gittim cipslerin hepsinin dışı kırışmış ve tozlanmış artık belli ki adam uzun süredir satamamış onları. Hepsini teker teker elden geçirdim hiç birisinde tasoya dair bir belirti yoktu yarım saat sonra cips almadan eve geri döndüm. Amaç cips değil ki taso; pikaçu, bulbasaur, jigglypuff ...

            0 Puan
            • 14 Haz

              Annemler bir butik işletiyorlar dolayısıyla butiğimizde her zaman cansız mankenler var. Bi gün babamın işi çıktı beni anneme bıraktı ben de annemle birlikte butiğe gittim. Üst katta oturduk dışarıdan yemek söyledik yedik falan sonra müşteri geldi aşağı indiler ben de üst katta kaldım. 6 yaşında falandım o kadar canım sıkıldı ki çekmeceleri karıştırdım oyuncak falan arıyorum. Tüplü boyalar buldum çekmecede. Kağıt bulamadım. Her yerde de çıplak cansız mankenler vardı. Yere uzanmış olan mankenlerin hepsini bir güzel boyadım bütün tüpleri bitirmiştim. Annem geldiğinde parmaklarım üstüm başım hep boya olmuştu. Ben çok eğlenmiştim ama onlar bu işin faturasını gördüklerinde benim kadar eğlendiler mi pek emin değilim 😂😂😂

              0 Puan
              • 13 Haz

                Alt komşumuz ve ailem arasında uzunca zaman bir müsibet vardı ve her an kavga etmeye hazırdılar . Bu duruma çok sinir olduğum için binamızın duvarına (komşumuzun adı x ) " salak x" yazmıştım ve komşumuz bunu görmüştü . Bütün bina ayağa kalktı ve her şey karıştı . Kim yazdı bunu diye ayaklanan komşumuz sorguya başladı , sinirlenip evinden çıktı . Bütün komşular kendi çocuklarını savundu , kimin yaptığını bulmak için akşam saatlerinde buluştular . Korktuğum için hiçbir zaman benim yaptığımı söyleyemedim . İşlerin bu noktaya geleceğini düşünmemiştim .

                0 Puan
                • 12 Haz

                  Carsamba pazarinda kaybolmustum bir saat boyunca anne diye aglamistim. Calisan esnaflar beni alip dukkanlarinin kapisinin disindaki bi sandalyeye oturtmuslardi cikolata almislardi bana ben de sümüklerim aka aka yemistim :D sonra annem buldu beni bir de ustune dayak yedim sen niye elimi birakiyorsun diye

                  0 Puan

                  Benzer gönderiler

                  Blogio'ya Sor 9 Haz
                  2 Puan