Güncellemek için aşağı sürükleyin

Basitçe Anlat 7 Haz

Deprem neden olur?

6 Puan
  • 8 Haz

    Kendi coğrafyamız üzerinden örnek vererek açıklayayim; bilindiği üzere Anadolu levhası aslında Avrasya levhasinin bir uzantısıdır. Anadolu levhasını ittiren 2 adet levha var, biri güney doğuda Arap levhası, diğeri de güneyde Afrika levhası. Kuzeyimizde de Avrasya levhası bulunuyor. Anadolu levhası sürekli olarak Arap levhası ve Afrika levhası tarafından itiliyor, bu milyonlarca yıldır devam eden bir süreç. Güneyden sürekli olarak 2 levhanin Anadolu yu ittirmesi sonucunda fay hatları ve depremler meydana geliyor. Anadolu’nun oluşumu bu plakaların etkileşimleri sonucu gerçekleşmiştir. Bir zamanlar Anadolu okyanusun dibindeydi, tamamen sular altındaydı. Milyonlarca yıl önce Afrika levhasından ayrılan Arap levhası kuzeye doğru hareket ederek Anadolu da bulunan okyanusu ve ve okyanusun bulunduğu boşluğu kapattı, kuzeye doğru ilerleme eğilimine devam eden Arap levhası gidecek daha fazla alan bulamayınca bu sefer yükselmeye başladı ve Anadolu da ki dağların oluşumunu sağladı. Aynı şekilde Afrika levhasının da kuzeye hareketi sonucu toros dağları oluştu. Arap levhası ve Afrika levhası o kadar büyük bir enerji ile kuzeye geldi ki ; önce Anadolu da ki okyanus çukurunu kapattı sonra yetmedi devasa sıra dağları oluşturdu, bu iki levha dağları oluşturduktan sonra da Anadolu yu ittirmeye devam etti ve bir süre sonra Anadolu levhası batıya doğru hareket etmeye başladı. Batıya doğru ivme kazanan Anadolu bu hareketin sonucunda ikiye ayrıldı. Doğu ve batı olarak 2 ye bölünen Anadolu levhası üzerinde, günümüzde ki kuzey Anadolu Fay hattı oluştu. Bu fay hattı Anadolu levhasının doğu batı doğrultusunda kırılması sonucu oluştu.

    'burada güneydoğudan Arap ve güneyden Afrika levhalarinin kuzeye doğru hareket etmesi sonucu Anadolu yu 2'ye bölerek, Kuzey Anadolu Fay hattının güneyinde kalan Anadolu levhasını güney - batı yönünde hareket ettirdiğini görebilirsiniz'

    Türkiye levhaların ittirmesi sonucu her sene 2cm batıya doğru gider, ama yer kabuğunda ki kırıklarda yüzeyler her zaman pürüzsüz değildir. İki yüzeyi de pürüzlü olan fay hattı birbirine takılır ve gitmesi gereken yolu gidemez, örnek olarak 500 yılda 9 metre ilerlemesi gereken Anadolu levhası takıldığı için ilerleyemez, ve burada 500 yıllık bir enerji birikmesi yaşanır, fay hattında ki bu takılmalar da 500 yıllık bir enerji birikimine dayanamazsa bir anda kırılır ve çok büyük depremlerin oluşmasına neden olur. Yani 500 yılda 9 metre ilerlemesi gereken kırık, çok kısa bir süre içerisinde 9 metre ilerler, bunun sonucu olarak ortaya çıkan sarsıntılara deprem adı verilir.

    Anadolu nun kuzeyinde bulunan kuzey Anadolu Fay hattı nin kuzeyi Avrasya levhasına aittir güneyi ise Anadolu levhası. Bu iki levhanin birbirinden ayrıldığı yerde yer kırığı oluşmuştur buna da kuzey Anadolu Fay hattı diyoruz. Avrasya levhası konumu sebebiyle daha sabittir ama Anadolu levhası sürekli olarak ittirildigi için güney – batı yönünde hakaret eder, pürüzlü bir yüzeye sahip olan bu kırıklar birbirlerine takılırlar ve hareket edemezler, ama güneyden gelen levhaların ittirmesi sonucu büyük bir enerji birikir ve daha fazla dayanamayarak bir anda takıldığı yerden kurtulup kendini batıya doğru 5-10 metre atar, 500 yılda alması gereken yolu kısa sürede alınca da yeryüzünde inanilmaz şiddetli depremler olur. Bu hareket devam ettiği sürece depremler de periyodik bir şekilde devam edecektir. Deprem olan bir segmentte yeniden deprem üretecek enerjinin birikmesi için ortalama olarak 150-200 yıl gerekmektedir, yani İstanbul kendini bekleyen 4 büyük depremi atlattıktan sonra en az 250 yıl büyük bir deprem yaşamayacak, bu kuzey Anadolu Fay hattına ait bir özellik, bütün fay hatları aynı karakteristik özellikleri göstermezler.

    5 Puan
    • 10 Haz

      Çok güzel bir anlatım olmuş tebrikler, hiçbir şey bilmeyen ben bile anladıysam herkes anlamıştır diye düşünüyorum

      1 Puan
    • 7 Haz

      Dünyamız var olduğundan beridir sürekli olarak depremler olmaktadır. Dünyamızda yaklaşık olarak her yıl 600 bin ila 1 milyon arası deprem olmaktadır, bunların çoğunluğu insanların hissetmediği çok küçük sarsıntılardır. İnsanların hissedemediği bu küçük sarsıntılar, deprem ölçerler ve sismometreler sayesinde kaydedilebiliyor.

      Dünyamızın merkezinde bulunan çekirdek ve atmosfer arasında kalan magma, sıcaklık farkından ötürü sürekli aktif ve döngü halindedir. Magma ısınınca yükselir, yükselmesi sıcaklığına bağlıdır, soğuduğu zaman ise alçalır. Oldukça akışkan olan magma bu hareketi ile birlikte levhaları hareket ettirir. Bu itme kuvvetinin sonucu olarak 3 tane temel plaka hareketi ortaya çıkar.

      1- Uzaklaşan plaka hareketi i
      2- Yakınsak plaka hareketi
      3- Transform fay hattı

      Magma sürekli olarak hareket etmesi, plakaları da hareket etmesine sebep olur. Magmanın bu hareketi sonucu plakalar birbirleri ile çarpışırlar. Bu devasa plakaların çarpışması çok yavaş olsa da yeryüzünde etkileri oldukça şiddetli olur. Bu çarpışmaların ve plaka hareketlerinin bir çoğu insanlar tarafından hissedilmez. Bu çarpışmaların sürekli olarak devam ettiğini depremler oluşturdukları için bilebiliyoruz. Kısacası magma tabakasının hareketi ile yer kabuğunda oluşan kırılmalar sarsıntılara yol açar, bu sarsıntılara da deprem adı veriliyor. Depremlerin şiddetini ölçmek için Richter ölçeği kullanılır, sismograf tarafından çizilen çizgilere göre depremin şiddeti belirlenir.

      Depremler tüm insanlar tarafından kötü bir doğa olayı olarak bilinse de aslında depremler yeryüzünün şekillenmesinde önemli rol oynarlar. Depremler aslında birer felaket değildir, bir yağmur gibi kar gibi oldukça sıradan bir doğa olayıdır ve dünyamıza ve özellikle 4/3 ü deprem bölgesi olan coğrafyamıza sayısız katkıda bulunurlar. Mesela ülkemizin hemen her yerinde yer alan maden suları ve şifalı kaplıca suları depremler sayesinde oluşmaktadır. Aynı zamanda organik olmayan madenlerimizin tamamına yakını depremler sayesinde oluşmaktadır. Bu madenlerin başında da bor madeni geliyor, bilindiği üzere Türkiye bor madeni rezervinde dünyada birinci sırada bulunmaktadır ve bunu da ülkemizin neredeyse tamamını kaplayan fay hatlarına borçluyuz. İçtiğimiz tatlı suların yeryüzüne ulaşmasına bile katkıda bulunuyor fay hatları, durum böyleyken depremi bir felaket gibi göstermek oldukça yanlış bir durumdur, maalesef ülkemiz depremler yüzünden çok fazla can kaybı yaşamış, bunun en büyüğü yakın bir tarihte yaşanan 99 depremi, on binlerce insanın hayatına mal olan bu depremle beraber ülkemizde hemen herkes depremin ne olduğunu öğrendi ama sadece kötü yönlerini öğrendi, ya da öyle öğretildi. Sanki tek suçlu depremmiş gibi algılar yapıldı, halbuki depremin zararından çok faydası vardı, insanları öldüren deprem değil, dayanıksız zeminlerin üstüne malzemelerden çalarak apartman yapan müteahhitlerdi. Bulunduğu toprakları her yönüyle zenginleştiren fay hatları aslında birer nimet, bunu iyi algılayıp buna göre çalışmalar yapılmalıdır.

      Depremlerin neden olduğunu öğrendik, depremlerin ve fay hatlarının neye sebep olduğunu ve nelere faydası olduğunu öğrendik, şimdi sıra geldi depremle uyum içinde yaşamayı öğrenmeye

      Yukarıda da belirtildiği gibi deprem bir felaket değildir, zararından çok faydası vardır ama bunun için eğitim gerekir. Japonya’da bizde olduğundan çok daha şiddetli depremler olur ama insanlar çoğu zaman deprem olurken bile bulundukları mekanları terketmezler, çünkü bilirler ki bu bina depremde yıkılmayacak. 100’lerce metre uzunluğunda ki dev binalar şiddetli depremler ile bazen dakikalarca beşik gibi sallanır ama en ufak bir hasar bile olmaz, demek ki deprem değilmiş 99 da ve diğer depremlerde insanlarımızı öldüren, istenildiği zaman depreme dayanıklı yapılar rahatlıkla yapılabiliyormuş , bu tamamen bir tercih ve ahlak meseleymiş.

      Depremden nasıl korunuruz?

      Anadolu coğrafyasının 4/3 ü fay hatları ile kaplıdır, ülkemizin hemen her köşesinde 5 ila 7 şiddeti arasında kuvvetli sarsıntılara rastlamak mümkün. Bu yıllardır bilinen bir gerçek olmasına rağmen ülkemizde maalesef hiçbir zaman yeterli altyapı çalışmaları yapılmamıştır. Bir yapı inşaa edilmeden önce detaylı bir zemin etütü hazırlanır ve zemin üzerine yapı inşa edilmeye müsait durumda ise, inşaat başlar, yapılacak olan yapı en az 8 şiddetinde bir depreme dayanacak şekilde, yeni teknoloji betonlar kullanılarak inşaa edilir. Depremden korunmak aslında bu kadar basit ama 20 yıldır bu gerçek ile yüzleşmek istemiyoruz, ders almak için daha kaç can yitirmemiz gerek bilmiyorum. Kuzey Anadolu Fay hattının bir sonra ki durağının İstanbul olacağını biliyoruz, Kuzey Anadolu Fay hattının karakteristik özellikleri gereği depremler belirli bir döngüde, doğudan batıya doğru enerjisini biriktirerek gelir ve maalesef kuzey Anadolu Fay hattı Marmara denizinde 3 ana kola ayrılır, bu şu demek oluyor ; Marmara denizinde büyüklüğü 7 ve üzeri 3 tane deprem olacak ve bu depremlerin hepsi ardı ardına olma ihtimali bulunuyor, bundan korkarak kaçamayız, i bu bir gün olacak ve 15 yıl içerisinde olma olasılığı da oldukça yüksek, amacım insanları korkutmak değil, gerçekler hakkında bilgi verip bilinçlendirmek, üzerinde yaşadığımız coğrafya hakkında daha fazla bilgi sahibi olmamız gerekiyor ve ondan korkmak yerine onunla uyum içinde yaşamayı öğrenmek gerekiyor, biz bunun için fazla geç kaldık, çalışmalar yeterli değil. Yıllardır söylenen bir klişe ile bitirmek istiyorum ; deprem değil, bilgisizlik öldürür.

      5 Puan
      • 9 Haz

        çok özenli yazmışsınız teşekkürler

        0 Puan

      Benzer gönderiler